Türk Turan Dünyasının Öksüz Çocukları

Türk-Turan Dünyasının Öksüz Çocukları UYGURLAR’ı, kayıp vatanımız Doğu Türkistanı ve İstanbul Atatürk Havaalanında mecburi iskana tabi tutulan kardeşlerimizi düşünürken Kayseri’de Fuar Alanında, Hoca Ahmet Yesevi Mahallesinde karşılaştım onların bir kısmı ile. Ayak üzeri biraz sohbet ettik, hem dilden hem gönülden bir sohbetti. Sohbette Türkistan ekmeği yapıp satarak geçimlerini temin ettiklerini, bütün Türk gardaşlarına selam ettiklerini bildirdiler. Ve aleyküm selam dedim, sizler adına onlara.


1980’li yıllarda Kenan Evren Cumhurbaşkanı iken, Doğu Türkistan’dan dağlardan yayan yapıldak bir bir güçlük ve çileyle Afganistan’a sığınan Uygur Türkü kardeşlerimizin bir kısmını göçmen olarak yaşadıkları bu ülkeden Türkiye’mize gelmelerini ve yerleşmeleri sağlamıştı. Bu kardeşlerimizin bir kısmı bu gün Van, Erciş Ulupamir köyünde yaşamaktadırlar. Bu tarihlerden çok önce yine Doğu Türkistan’dan Çin zulmünden kaçan bir grup kardeşimizin 1953 yılında Kayseri’mizde ve Develimizde yerleşmeleri sağlanmıştı. Arşivimde bulunan o günlere ait hangi gazete olduğunu tespit edemediğim bir gazete kupüründen öğrendim bu durumu. Bu kardeşlerimizin Kayseri’de yaşadıkları mahallelerinin adı Hoca Ahmet Yesevi, hemen karşısında bulunan mahallenin adı da Aşık Seyrani adını taşımaktadır. Ne güzel bir tevafuk değil mi?

  


Neden kayıp vatanımız dedim, Doğu Türkistan için. Çünkü yıllardan beridir oradan yükselen feryatları, çekilen acıları maalesef kimseler duymuyor, yok sayılıyorlar da onun için. Doğu Türkistan’daki Çin zulmü ve insan hakları ihlalleri için 14 ülke bir araya gelerek bir rapor hazırlamışlar, Çin’e bu ihlallere, baskılara son vermesi için çağrıda bulunmuşlar. Rapor hazırlayıp çağrıda bulunan ülkeler arasında maalesef Türkiye dahil, ne bir Türk devleti nede bir İslam devleti bulunmamaktadır. Bir Türk ve Müslüman olarak acaba ne yapmamız lazım, sadece utanmak yeter mi?


01 Kasım 2018 tarihli Yeniçağ Gazetesinde yine Çin zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan ve 17 gündür havalimanında bekletilen Uygur Türkleriyle ilgili bir dram haberi vardı. Allah’tan ülkemizde vicdan sahibi, duyarlı insanlar var ki bu feryatlara kulak tıkanmamış, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Sayın Buğra KAVUNCU bu kardeşlerimize sahip çıkmış “Soydaşlarımızın Suriyeliler kadar değeri yok mu? Devlet bakamıyorsa biz bakarız” şeklinde basın açıklaması yaparak yüreklere su serpmiştir. Yine aynı duyarlı başkanın girişimleri ile 02.12.2018 tarihinde İstanbul Fatihte Saraçhane Parkında da Doğu Türkistan’da Yapılan zulümlere “DUR” denilerek basın açıklaması yapılmıştır.  


Doğu Türkistan bize kilometrelerce uzak olsa da emin olun gönlümüz, dillerimiz o kadar yakın ki, geçen gün bir videoda Uygur Türkü bir kardeşimizle yapılan sohbeti gördüm. Sanki babamızla yaptığımız sohbet gibiydi. 


Doğu Türkistan, Uygurlar denilince benim aklıma ilk önce ay yıldızlı al bayrağımızın kardeşi olan ay-yultuzluq kök bayraq geliyor, Balasagunlu Yusuf Has Hacip(1017-1077) Kutad Ku Bilig geliyor, Kaşgarlı Mahmut(1008-1105) Divanı-ı Lügatit Türk geliyor. Bizi biz yapan, Türkü Türk yapan değerlerimiz geliyor. 


Bizde ilk yetişmiş, o sebeple fiyatı pahalı olan meyve ve sebzelere ne denir, TURFANDA. Neden Turfanda? Ayrıca Medeniyet anlamında Uygarlık, medeni insanlara da uygar deriz, neden aceba hiç düşündük mü? Çünkü dünyanın en sıcak bölgelerinden, deniz seviyesinden yaklaşık 154 metre aşağıda bulunan Turfan şehri Doğu Türkistan’da olup ilk sebze ve meyveler orada yetişir de ondan. Türk toplulukları arasında yerleşik hayata ilk geçen, büyük Uygarlıklar, Medeniyetler oluşturmuş olan Uygur Türkleridir de ondan. 

Yazımı Uygur Türklerine azatlıq, büyük Türk Milletine nice nice Uygarlık dileklerim ve onların kelamlarıyla, Hızır Yoldaşınız Bolsun, Allaha Emanet diyerek tamamlıyorum. Selam ve muhabbetlerimle. 



Okunma Sayısı: 200
Eklenme Tarihi: 4.12.2018 16:28:15
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!