Milletin Kürsüsü, İYİ Parti ve Meral Akşener

Milletin Kürsüsü, İYİ Parti ve Meral Akşener

Aslında bu yazıyı epey bir zamandır yazmayı düşünüyordum ama fırsatım olmamıştı, kısmet bu güneymiş. Ülkemizde pek görülmeyen türden, toplum kesimlerinden bir veya bir kaç temsilcinin siyasi partilerimizin meclis grup toplantılarına davet edilerek sıkıntılarını, problemlerini, beklentilerini milletin temsilcileri olan milletvekillerine hitaben dile getirmeleri ve bu şekilde kamuoyu oluşturulması uygulamasından bahsetmek istiyorum. 

İYİ Partinin saygıdeğer genel başkanı Meral Akşener hanımefendi grup konuşmasının bir bölümünde kürsüyü ve sözü milletimizin değişik kesimlerinden insanlara bırakarak bu uygulamayı geçtiğimiz yasama döneminde başlatmış ve çok başarılı bir şelkilde de uygulamıştı. Uygulamanın bu yasama döneminde de sürdüğünü memnuniyetle gördüm. Bu hafta kebapçıları temsilen bir beyefendi kürsüdeydi. Merak etmiştim acaba neden kebapçıların bir temsilcisi vardı kürsüde diye. Meğerse bir kısım kebapçılar bölücülükle suçlanmış, bu insanlar da haklı olarak alınmışlar. Meral Hanım da madem öyle, gelsinler bakalım bu insanlar neyi bölmüşler, bölüyorlarmış, işin aslı neymiş dinleyelim diye davet etmiş bu kebapçı beyefendiyi. Kebap, kebapçı konusunun bu şekilde latif bir naziresi varmış. Kebapçı bey “Bizden terörist çıkmaz, bölücü çıkmaz” diyerek sitemlerini dile getirmiş. Son dönemlerde insanların veya toplum kesimlerinin sıkıntılarını dile getirmesi ağır ve gerçek dışı  nitelemelerle karşılık bulmaya başladı maalesef. Allah’tan sosyal medya var da insanlar oralarda yazıp, çizip sıkıntılarını atıyor, biraz rahatlıyorlar. Gerçi o mecralara da kısmen el atılmış, daha da atılacakmış. Ne yani insanlar içlerine atarak dertlerini mi katmerlesinler, konuşmasınlar da ölsünler mi arkadaş? 

İYİ Parti grup toplantılarında, milletin kürsüsünde bu güne kadar bir çok kesimin temsilcilerini dinledik. Mesela gençler vardı, son dönemlerde haklı olarak bir dokunsanız bin ahlarını işiteceğimiz gençlerimiz. Allah gençlerimizin yar ve yardımcısı olsun, emeklerini zayi etmesin, bahtlarını açık eylesin. Bir ara da Doğu Türkistanlı bacımız Nursima’yı dinlemiştim kürüsüden. Hiç unutmuyorum, göz yaşları içerisinde anlatıyordu, Uygur Türkü kardeşlerimizin çektikleri eza, cefayı. Utanmadan bazıları bu hanım kardeşimize bile bir çok laf etmişlerdi. Hani güzel bir söz vardı, Hz. Ali efendimize atfedilen “Bir Zulme Engel Olamıyorsanız, Onu Herkese Duyurun!” diyen, Nursima da bunu yapıyordu, Meral Akşener hanımefendinin davetiyle. İnşallah artık herkes her şeyi görmeye başladı, dileriz ve umarız ki sorumluluk mevkisinde olanlar da görürler, duyarlar.  Artık görülüyor ki, insanlarımız kendilerine yapılan dayatmaları, ahmak yerine konulma çabalarını taşıyamıyor. Bu sebeple de siyaseten ortaya çıkan alternatifleri heba etmek istemiyor. Herkesin, özellikle de milletin yükünü omuzlamaya talip olanların bu eğilimleri istismar etmemesi gerekir. Millet her zaman getirdiği gibi götürmesini de bilir.  

 Önümüzdeki dönem de yapılacak ve artık ayak sesleri iyice belirginleşen seçimin/seçimlerin stratejileri de yavaş, yavaş belli olmaya başladı. İktidar partisi ve ortaklarının seçim stratejisi, muhaliflerinin, CHP, İYİ Parti ve millet ittifakı içerisinde yeralan partilerin bölücüler, ayrılıkçılar ile işbirliği yaptığı, vatan hainliği nitelemesi üzerine kurulu gibi. Ülkem ve milletim adına endişe ile karşılıyorum bu durumu. Bir ülke düşünün muhalefet partilerine vatan haini, hainlerle işbirliği yapıyorlar denilen. Muhalefet partileri anayasa ve kanunlar uyarınca kurulmuş, seçimlere katılacak yeterliliğini ispatlamış, seçilmiş milletvekilleri ile milli mecliste gruplar kurmuş ya da milletvekilleri ile temsil ediliyor. Ben iktidarım meşruyum, diğerleri gayrimeşru, vatan haini yaklaşımını kabul etmek, hoş görmek mümkün değildir.

Bölücü olduğu iddia edilen bir partinin temsilcileri, milletvekilleri, belediye başkanlarıyla türlü organizasyonlar yapılıp bunun adına Barış Projesi denildiğini de unutmadık. Hele, hele bir durum var ki, bu ülkenin bir vatandaşı olarak kanıma dokuyor. Benim devletimin en etkili insanlarından birisi bölücü denilen partinin il başkanlığı önünde, evlatları dağa çıkmış yada çıkartılmış anne, babalara destek için yapılan oturma eylemine destek olmak için gidip o partinin il başkanlığının kapısı önünde oturuyor. Yahu arkadaş madem eylem yapılıyor, bu eylem neden illa bölücü patinin kapısı önünde oturularak yapılıyor, buna nasıl izin veriliyor, oralarda eylem yapılacak park, bahçe yokmu? Benim devletiminin en yetkili insanlarından birinin o kapıda ne işi var? Bu şekilde devletimiz tarafından asıl muhatabın maalesef bu bölücü denilenler olduğu kabul edilmiş olmuyor mu? Madem o parti bölücülerle iş tutuyor (Ki bunda hiç şüphe yok, kendileri de açıkça ifade ediyorlar) bunlar neden hala siyasi faaliyetlerine devam ediyor? Neden bunların bir vekili Türkiye Büyük Millet Meclisinin başkanvekili oluyor? Neden hala bunlara ve bunlardan bölücülükten hüküm giymiş, yurt dışına kaçmış olan bazılarına emekli milletvekili sıfatıyla maaşlar ödenmeye devam ediliyor? Sorular çok da yerimiz dar.                   Ey Türk, Titre ve Kendine Dön!



Okunma Sayısı: 130
Eklenme Tarihi: 12.10.2021 17:08:11
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!