Kırızistan Zİyaretlerimiz

İki haftadır Kırgızistan gezimizle ilgili hatıralarımızı yayınlıyorum, yazılarımız oldukça ilgi gördü. Kyialbek DYİKANOV kardeşimiz yazımızla ilgili yaptığı ilk yorumunda Kırgızistan nüfusunun 6 milyondan fazla olduğunu bildirdi. Bende en son rakamı tespit etmek için araştırdığımda, Dünya Bankası verilerine göre Kırgızistan’ın 2017 yılı itibariyle nüfusunun 6.202.000 olduğunu memnuniyetle öğrendim. Latife olsun diye Kyialbek kardeşimizin 2019 yılında doğmuş olan BEREKE isimli kız evladına “Bereketli uzun ömrü olsun.” dileğinde bulunarak Bereke’nin bu sayıya dahil olup olmadığını sorduğumda dahil olmadığı cevabını aldım. Bütün Türkler var olsunlar, çok olsunlar, “Ömürlerine rahmet bolsun.” Kendileri de bu şekilde dua ve temennilerde bulunuyorlar. Kyialbek kardeşimiz geçen hafta yayınlanan yazımız ile ilgi olarak yaptığı yorumunda da “Kaleminiz Keskinleşsin” anlamında “Kaleminiz Kurçusun” demiş. Konukseverlikleri ve ilgileri için Kırgız kardeşlerimize bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz, sağ olsunlar, var olsunlar. 

3. GÜN (15 Temmuz 2019 Pazartesi): Kahvaltı sonrası Sarı-Çelek milli koruk alanına geçip öğleye kadar muhteşem bir tabiat içinde zaman geçirdik. Öğleden sonra dünyanın en büyük ceviz ormanlarından sayılan ARSLANBAB bölgesine yolculuğumuz başladı. Yolculuk mesafesi 230 km idi. Akşama doğru Arslanbab konuk evimize ulaştık. Akşam yemeği ve konaklama Arstanbab köyünde konuk evinde oldu. Sarı Çelek golü ve milli park gezisinde Gındama pişiren (Etli kapusgalı, patatesli bir yemek) kadınlar Türkiye’den geldiğimizi görüp bizlere çok yakınlık gösterdiler. Pişirdikleri bizim ÇIĞIRTMA’ya benzer böreklerden ikram ettiler. Arstanbab köyünde konuk olduğumuz evde bizlere sevgi dolu gözlerle ve merakla bakan bala(çocuk)’lardan evin küçük oğlu BİLAL’in kolunun sarılı olduğunu gördüm. Koluna ne oldu diye sorduğumda “Çıkıp gitti” cevabını aldım. Afacan Bilal düşmüş kolu çıkmış, ne güzel anlaşıyoruz değil mi?

4. GÜN (16 Temmuz 2019 Salı): Kahvaltı sonrası şelale ve orman içinde doğa eşliğinde yürüyüşümüz oldu. Öğle yemeği ÇAYHANA’da (Lokanta) oldu. Sonra Kırgızistan’ın 2. Büyük şehri, bizim Eskişehir ve Kastamonu ile birlikte Türk Dünyası Kültür Başkentlerinden olan OŞ kentine doğru yolculuğumuz başladı. Yolda Batı Karahanlı Devletine başkentlik yapmış ÖZGEN (Özkent) şehrini ve buradaki tarihi medrese, kalıntıları ile meşhur ÖZGEN MİNARET’i ve dönemin fıkıh alimlerinden olan İMAM SERAHSİ hazretlerinin türbesi’ni ziyaret ettik. Özgen şehrinin Mersin ilimiz Toroslar İlçesi ile ve Kırgızistan Talas şehrinin de Kayseri’mizin Talas İlçesi ile kardeş şehirler olduğunu memnuniyetle öğrendim. 

Develi’mizin de Bosna Hersek Cazin ve Fransa Vierzon şehirleri ile kardeş şehir ilişkileri olduğunu biliyorum. Bu konuyla ilgili buradan bir teklifim olsun, Develi’miz ile Kırgızistan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinin ilçeleri ile kardeşlik ilişkisi kurulursa karşılıklı ilişkilerimiz gelişir diye düşünüyorum. 13 - 20 Temmuz 2019 tarihleri arasında yaptığım ziyaret ile ilgili resim ve videoları https://www.facebook.com/ayhan.kilinckaya Facebook sayfamda paylaştım, görmek isteyen dostları sayfama beklerim.  

Akşama doğru da Güney Kırgızistan hatta Fergana bölgesinin doğal başkenti olan OŞ şehrine geldik. Oş Meydanında bulunan geniş ve güzel GREEN PARK içerisinde yer alan 2. Dünya Savaşı ve Afganistan Savaşlarında Rusların cepheye sürdüğü, hayatlarını kaybeden Kırgız Askerlerinin anısına yapılmış olan anıt ile bu savaşlarda evlatlarını yitirmiş anaları temsil eden ANA anıtını ziyaret ettik. Önceki yazımda bahsetmiştim Kırgızistan Kiril alfabesi kullanıyor ama bu parkta olduğu gibi bazen Latin alfabesi ile tanıtım yazıları da yer alıyor. Latin alfabesi ister istemez bize tanıdık geldiği için adeta gözümüzün önünde bir perde gibi duran Kiril harfleri kalkıp daha tanıdık Latin harfleri geliyor. Bu durumu Özbekistan’a giriş yapınca daha da iyi anlıyoruz.

Oş oldukça düzenli ve güzel bir şehir. Şehri ilk gördüğümde içerisinde bulunan adeta şehrin sırtının yaslandığı yüksek bir tepeden dolayı Adana’mızın güzel ilçesi Kozan’ı hatırlattı bana. Oş meydanında dünyanın en büyük LENİN heykelinin halen dimdik ayakta olduğunu gördük ve şaşırdık. Rusya’da bile Lenin heykelleri kaldırıldığı halde neden Oş’ta ki bu heykelin durduğunu Kırgız dostlara sorduğumuzda; heykeli görmek için şehre bir çok ziyaretçi geldiğini ve şehre turistik katkısının olduğunu, bu sebeple heykelin kaldırılmadığı öğrendik. Lenin ile ünlü Kırgız Ozanlarından TOKTOVUL’un heykelleri önünde ve meydan da çok güzel resimler çektirdik. Bura da yaşayan Uygur Türkü kardeşlerimizin yakın ilgisine ve sevgisine de muhatap olduk. Oş şehrinde bizimde bir zamanlar İstanbul, Ankara’da kullandığımız ve Troleybüs dediğimiz elektrikli otobüslerin halen faal olarak kullanıldığını gördük. Meşhur Oş Pazarını gezdik, alış veriş yaptık. Satıcıların genellikle hanımlar olduğunu gördük, dil konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadık, “Kaç Som” diye sorduk, parayı verdikten sonra “Rahmet” şeklinde teşekkür cevapları aldık.

Türkistan’da bulunan bütün Türk Boylarının kendilerine göre şapkaları var. Bu şapkaların ne kadar büyük anlamlar ifade ettiğini ve adeta komünist sisteme karşı bir direniş simgesi olduğunu gözlemledim. Komünist sistem bu kardeşlerimizden maalesef bir çok şeyi alıp götürmüş, hayat anlayışlarını farklılaştırmış ama inanın şapkaları ile simgeleşen Türklüklerini yok etmeyi başaramamış. Şapkasına bakıp kimin Kırgız, Özbek, Uygur, Kazak, Türkmen olduğunu, hatta bunların dışında bir çok şeyi hemen anlamak mümkün. Özbek kardeşlerimiz de şapkalarına “Dobba” diyorlar. Benim başımda yer alan takkeyi gördüklerinde hemen tebessümle “Müslüman Dobbası” dediler, birlikte güldük. Bu vesile ile Oş kenti pazarında meşhur Kırgız “Kalpak”ı aldığım bir hanım satıcı ile yaşadığım konuşmamızı da aktarmak isterim. Hanım satıcı şapkalar ile birlikte çeşitli giyim eşyaları da satıyordu. Buradan hem kendime hem de oğluma üzerinde Kırgızistan Bayrağı olan tişörtlerden aldım. Üzeri süslü, nakışlı bembeyaz bir kalpak almak istediğimi belirterek fiyatını sorduğum da satıcı hanım bana “O aksakal, sen Mirza, Mirza” diyerek bana başka bir kalpak uzattı. İlk anda anlamadım, sonradan fark ettim ki Kırgızlar’ın şapkaları bile yaşa, cinsiyete göre farklılık arz ediyor. Çok nakışlı ve tek renk kalpakları aksakal olan yaşlılar takıyor, aksakal olmayan gençler ise daha farklı tür de kalpaklar giyiyorlar başlarına. Bu arada hanımların ve genç kızların başlıkları da daha farklı. Yakın bir zamana kadar Anadolu’muz da adeta bu şekildeydi diye aklımdan geçmedi değil.

    Oş şehir gezisinden sonra akşam yemeğimizi burada bulunan yöresel bir restoranda yedik. Yemeğin değişmez menüsü et yemekleri, Özbek Pilavı, bizim çığırtmaya benzer börek, NAN dedikleri üzeri güzel şekilli leziz ekmekler, Şaftalı Kompost, ilginç gevrek bir tatlı idi. Geceyi kentte bir Hostelde (Pansiyon) geçirdik. Sabah grup arkadaşlarımız Kırgızistan’da bulunan tek Dünya Mirası alanı olan Süleyman Dağına çıktılar ve burada bulunan müzeyi ziyaret ettiler, maalesef ben rahatsızlığım sebebiyle bu tura katılamadım. Öğleden sonra Kırgızistan’ın Oş kentinden sonra DOSTUK gümrük kapısından ÖZBEKİSTAN’a geçtik. Özbekistan ve sınır Oş kentine çok yakındı.

Haftaya Özbekistan hatıralarımız ile devam edeceğiz. 

Selam ve muhabbetlerimle;



Okunma Sayısı: 423
Eklenme Tarihi: 21.01.2020 17:49:05
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!