Güzün ve Hüzün EYLÜL

Güzün ve Hüzün  EYLÜL

Bir zamanlar dillerden düşmeyen, bugünlerde ise pek duyamadığımız adeta marş haline gelen “Baş koymuşum Türkiyemin yoluna” diye başlayan “TÜRKİYEM” isimli bir türkümüz vardı, sözleri merhum şairimiz Dilaver CEBECİ’ye ait olan. 12 Eylül denilince akıllara ilk gelen Ülkücü Şehitlere ve merhum Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’e yazığı şiirler ile de şöyle sesleniyordu Dilaver CEBECİ.

“O çocuklar birer birer gittiler.

Soylu sevda türküleri dudaklarında, 

Saçlarında kurt nefesi rüzgârlar, 

O çocuklar birer birer gittiler.”

“Sana bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum,

........

Kahrolayım sevmedim ülküden başkasını, 

Bir de seni çok seviyorum.”

Bende bu yazıyı kervanlarımızı basarak haramilere yol veren, nice çınarlarımızı deviren 12 Eylül’ün seneyi devriyesinde yazıyorum. Bu acı günler maalesef yine bir acı haberle geldi. Sindelhöyük Kasabamızdan Piyade Uzman Çavuş Mücahit SINIRTEPE ile Hataylı Uzman Çavuş Ramazan DEMİR kardeşlerimiz Suriye, İdlib’te şehadete yürümüşlerdi. Yüce Allah(C.C.) şehidimize, şehitlerimize ve bütün geçmişlerimize rahmet eylesin. Kahramanlarımız bir, bir düşüyor toprağa, bir zamanlar bizim olan ama şimdilerde bize yabancı kılınan topraklara. Kimbilir bu kaçıncı şehit, son olur inşallah. Allah cümle şehitlerimizin şehadetlerini kabul etsin.

Eylül, güz ayı olması hasebiyle hep yaprak dökümlerini, hüzünleri hatırlatır insanlara, öyle olmaya da devam ediyor. 12 Eylül 1980 tarihi de böyle hüzünleri, kara haberleri hatırlatır hep. Ülkemizi o kara günlere sürükleyen, o günlerle ilgili unutamadığım ibretlik yazıların, anıların ve haberlerin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum, ders olması ve bir daha o günlerin yaşanmaması dileğimle. “Ülkü Ocaklarının kurucu ilk genel başkanı Aytekin YILDIRIM anlatıyor: “1970’de üniversitelerdeki şiddeti önlemek için Türkeş’in talimatıyla Dev-Genç ile hücre evinde gizli bir “Barış Anlaşması” yaptım. Ancak cuntacı subaylar bunu sabote etti. 1970 Şubatında Dev-Genç Genel Başkanı Atila SARP’la Ankara’da gizli bir barış görüşmesi yaptım. Rahmetli Türkeş beni çağırdı, “Biz olay istemiyoruz, gidin görüşün, barış yapın. Kim bunların başkanı?” dedi. “Atila Sarp” dedim. “Hemen bulun ve görüşün” diye emir verdi. Bizi tanıyan ılımlı bir solcu arkadaş vardı, onunla haber gönderdik. Atila Sarp Ziraat Fakültesi’nde, ben de SBF’deyim. İki gün sonra haber geldi. “Yalnız gelirse kabul ederiz” demişler. Seyranbağları gecekondu kesiminde bir eve çağırdılar. Hücre eviydi, yanıma rahmetli Fahri ÇİLTEMUR’u aldım, gittik. 15-20 kişi vardılar. “Neden yalnız gelmedin” dedi Atila. “Siz de 15-20 kişisiniz, bana bir şey olursa hiç olmazsa cesedim açıkta kalmasın” dedim, güldüler. Kıştı, kar yağıyordu, bir teneke soba vardı, sabaha kadar yaktık, çay içtik yemek yedik, müzakere ettik. Aslında biz 1969’dan itibaren böyle bir karar aldık, ama olayları önleyemedik. Ortak bir miting kararı aldık, sloganları dahi belirledik. “Kahrolsun Amerika, Kahrolsun Rusya, Çin. Bağımsız Türkiye” ortak sloganımız olacaktı. O gece Atila ağladı, bir iki arkadaşı ölmüştü. Ruhi, “Ben de ülkücü olurdum Dev-Genç’e girmeseydim, niye ayrı tutuyorsunuz bizi” dedi. O gece duygulu anlar yaşandı. Ailelerini, fakirliklerini anlattılar. Barışı teşkilatlara duyurduk, bizim kesimde sevinçle karşılandı. Bazı sol gruplar karşı çıktılar. Ne yazık ki mitingi yapamadık. Cuntacılar sabote etti. Barış, bir iki küçük hadise dışında iyi gitti. Sonra anladık ki emir komuta bunlarda değil. Olay Atila Sarp’ı, Dev-Genç’i aştı. Ordu içindeki cuntacı bir grup denetimi ele geçirdi, anlaşma bozulmuş oldu. 12 Mart’ta 9 Martçılar tasfiye edildi, bir sürü genç telef oldu. Anlaşma devam etseydi, bu arkadaşlar ülkeye faydalı olurlardı. Bir çoğu iyi niyetli, ülkelerini seven insanlardı. Mustafa Kemal ÇAMKIRAN, Ruhi KOÇ ve Vanlı Sebahattin isimli biri de vardı. Mustafa ve Ruhi ile yıllar sonra karşılaştık, sohbet ettik. Ülkü Ocakları ihmal edildi, Bizim Ülkü Ocakları fikir kulübüydü ama teröre kurban gitti bu fikir.” “Hayri Yıldırım’ın paylaşımından.” 

Bir haberde bizden birisinden, o netameli yıllarda Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış hemşehrimiz, ağabeyimiz Ali BATMAN’dan. “Ali BATMAN’ın bizzat kendisinden dinledim “Dev-Genç başkanıyla buluştuk, barış anlaşması yaptık ertesi gün iki ülküdaşımız şehit edildi, aradım bu ne diye sorduğum da; anlaşmalar bozulmak için yapılır diye cevap verdi ve anlaşma bir gün bile sürmedi.” diye anlatmıştı, bir büyüğümüz. Hürriyet Gazetesi, Ali Batman’la Dev-Genç başkanını bir masaya davet etti. Ali Batman rendevuya gitti ama Dev-Genç Başkanı söz verdiği halde gitmedi.

Üstünden 41 Yıl geçmiş olsa da, 12 EYLÜL 1980’i UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ! O kara günlerden ders almaya, ibret almaya devam edeceğiz. Boğazlarına 12 Eylül darbecilerinin yağlı urganları geçirilip şehit edilen ülkü devleri; Selçuk DURACIK’ı, Halil ESENDAĞ’ı, Cevdet KARAKAŞ’ı, Cengiz BAKTEMUR’u, İsmet ŞAHİN’i, Fikri ARIKAN’ı, Ali Bülent ORKAN’ı, Ahmet KERSE’yi, Mustafa PEHLİVAOĞLU’nu, ülkemiz ve vatanımız için toprağa düşen bütün şehitlerimizi, son olmalarını temenni ettiğimiz Develi’li şehitlerimiz Müsellim ÜNAL’ı, Mücahit SINIRTEPE’yi, bütün aziz şehitlerimizi hiç unutmadık, unutmayacağız. Ruhları Şad, Makam ve Mekanları Cennet Olsun.  



Okunma Sayısı: 111
Eklenme Tarihi: 14.09.2021 17:08:44
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!