Bir Yıl Daha...

Bir Yıl Daha...

Yeni başlangıçlara insanlar her zaman umut ve beklenti içerisinde başlarlar.  Yeni başlayan takvim dönemi  için de insanlar bir umut ve beklenti içerisinde girmek ister. Yeni yılın başlanğıcı  öncesi temenniler arka arkaya dizilir de dizilir.

Başlanan yılın sonunda ise  “ah”lar, “vah”lar yine aynı insanlar tarafından dillendirilir.

İnsanız!... Her günümüzün mükemmel geçmesi elbette beklenemez. Ancak sorunlar ve sıkıntılarımızın karşısında çözüm üretebilme kabiliyetimizin olduğunu, sorunlardan kurtulma ve çıkış yolunu bulma özelliğimizin olduğunu da bilmemiz gerek.  Yani bizi biz yapan, diğer canlılardan ayıran en büyük özelliğimiz olan “akıl” gücümüz sayesinde olur. Aklımızı da en iyi şekilde kullanabilmemiz ise “muhakeme” gücümüzün gelişmesine, iyi ile kötüyü ayırt etmemize bağlı. 

Normalde insanlar  kötüyü dışlaması gerekir ki  doğruya, iyiye ulaşabilsin. Ancak  akıl ve muhakeme yeteneğini geliştirmeyen toplumlarda böyle olmuyor. İnadına ve gözü kapalı bir şekilde inanmak ağır faturalar ortaya çıkartabiliyor. 

Bakın hayatımızı zora sokan,  milyonlarca insanın hayatına mal olan Koranavirüs belasından kurtulabilmemiz için  tüm insanlık mücadele ediyor. Bulunan aşılar sayesinde insanlar biraz olsun rahat nefes alabildi. Ancak buna rağmen birçok insanın aşı karşıtlığına ne demeli? Bu kişilerde akıl ve muhakeme kullanma yeteneği ne kadar gerçekçi acaba?

Bizim toplum sloganlara çok bağlı.  “Vatan, Millet, Sakarya...” edebiyatını  iyi kullananlar karşısında çoşar da çoşar. İyi güzel de kardeşim hayat sloganlarla güzelleşseydi  böyle mi olunurdu?

Milli, manevi duyguları köpürtmeyi seviyoruz da  neden bir Norveç, Filandiya, İsveç, İtalya, Almanya, Kanada, Kore, Japonya gibi olamıyoruz? Hepimizin aklı bunu soruyor ama muhakeme yeteneğimiz yeterli cevapları  ve çabayı üretemiyor demekki.

Her “yeni” den  umut ve beklentimiz büyük oluyor da  “yeni” nin sonunda hiçbir şekilde muhasebe yapmıyoruz. Sebebi ise “Böyle gelmiş böyle gider...” anlayışından başka birşey değil.  Çözüm üretebilecek  akıl ve muhakeme yeteneğimizde önemli bir sorun da işte bu noktada ortaya çıkıyor. Az okuyan, çok inanan toplumların çaresizliği bu. 

Bir yıla daha girdik girmesine de acaba temennilerimizle yaşadıklarımız arasında bir paralellik bulunacak mı? 

Hiç sanmıyorum!

 Umutsuzluk ve çaresizlik girdabına  giren kişi bu durumdan kurtulmak için ne yapmalı ? Biraz da bu sorulara cevap aramak gerekmiyor mu? 

Bir yıla daha girdik,  “yeni” ama yaşayacaklarımız sanki “eski” gibi!...



Okunma Sayısı: 112
Eklenme Tarihi: 11.01.2022 11:22:47
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!