Ata mirası mı ? Çocuklarımızın Emaneti mi ?

Yapmak, eser üretmek tabi ki çok önemli. Hiç şüphesiz bundan daha önemli olan da yapılan eserin yaşamasını ve devamlılığını sağlamak olsa gerek.  

Ramazan ayının ilk haftası içerisinde yolum Devali diyarına düştü. Uzunca bir zamandır fırsat bulup gidememiştim. Yüce Allah(C.C.) hayırlı, uzun ömürler versin saygı değer babam Yusuf KILIÇKAYA, aile dostumuz Mustafa TOKSOY beyefendi ile de birlikteydik. Yukarı Develi’mizin yolu yenilenmiş, türbe bölgesinde ve etrafında Develi Belediyemiz ile Kocaeli İzmit Belediyesinin katkılarıyla oldukça güzel düzenlemeler ve eserler yapılmış. Bu güzel eserleri memleketimize kazandıran Belediyelerimize çok teşekkür ederim. 

Minyatür bir Çanakkale Şehitler Abidesi, etrafında o acı yılları anlatan ve Çanakkale de vatan toprağına emanet ettiğimiz Develi’li Şehitlerimizin isimleri de bulunan gravürler yapılmış. Çanakkale Kahramanlarının, Develi’mizin isim babası Devali Beyin de anıtları dikilmiş. Ecdada ve tarihe saygı gösterilmek suretiyle büyük bir eksiklik bu şekilde giderilmiş. Sebep olanlardan Allah(C.C.) razı olsun. 

Anıt alanının etrafına gelen ziyaretçilerin ve piknikçilerin dinlenmesi için mesire alanları oluşturulmuş. Ancak gözlemlediğim bir kusur vardı, bu güzelim eserler sanki dostlar alış, verişte görsün kabilinden yapılmış, kaderine terk edilmiş gibiydi.  Buraları korumakla görevli birileri olmalıydı, var da ben mi göremedim bilmem. Yaklaşık bir saat orada bulundum ama bu anlamda kimseyi göremedim. 

Yapılan bu eserlerin kendilerine hizmet için yapıldığı insanlarımıza da bir sitemim olacak. Her zaman bir görevli olmayabilir, o zaman bizim görevli gibi hareket etmemiz lazım. Etrafta yetersiz olan çöp bidonları ağzına kadar dolmuş, çöpler etrafa ve orada bulunan eşyaların üzerine saçılmış, içler acısı bir vaziyette idi. 

İşte bu türden bir sitem Develi’miz de muhtar olan bir dostumuzdan da geldi. Aynen şöyle diyordu “Bir taraftan insanları ağaç dikmeye teşvik ediyoruz, öbür taraftan elimizdekini koruyamıyoruz maalesef çamlık kuruyor. Develi’nin önemli yeşil alanlarından olan, GULU GULU MESİRE ALANI’nın hali içler acısı, çam ağaçları kuruyor, çevresi ise harabeye dönmüş durumda. Başta yetkililer olmak üzere tüm Develi halkını doğaya sahip çıkmaya çağırıyoruz.” Bu temennilere bende yürekten katılıyorum. 

Bir kızıl derili atasözünde “Tabiat bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir” der. Askerlerin de bu anlam da güzel mesaj veren “En iyi tamir bakımdır”, “Vatanını en çok seven vazifesini en iyi yapandır” diyen çok hoş deyimleri var. Tabiyat ve eserler bozulabilir mi, tahrip olabilir mi? Elbette, irade dışı istemeyerek olabilir, ancak bize düşen olumsuz sonuçların ortaya çıkmaması için elimizden gelen gayreti göstermek olmalı. Esas olan tamir etmek değil, bozulmaması için gerekli bakımları yapmak olmalıdır. Eserleri ve tabiyatı yok etmek kolay, yapmak ise çok zor, uzun yıllar almaktadır. Yıkmak bir an, yapmak ise bir ömür sürer.

Dostlar kimse görevini yapmıyorsa bile biz durumdan vazife çıkarıp bu görevleri yerine getirmeli, hepimizin olan, hizmetimize sunulan, torunlarımızdan bize emanet bu eserleri ve tabiyatı korumamız gerekir. Bu dilek ve temennilerle yaklaşan mübarek Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Seyrani Gazetemizin sahibi, güzel insan, kıymetli dost Hakan BAYRAKTAR beyefendinin bir ameliyat geçiridiğini de maalesef gecikmeli olarak öğrendim. Bu vesile ile kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bütün şifa bekleyenlere şifalar diliyorum. Rahmet, bereket, af ve bağışlanma ayı olan Ramazan ayının sonlarına geldiğimiz bu günlerde bir Ramazan fıkrası ile yazıma son veriyorum. 

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama şüphelenir, kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve basını kollarının üzerine koyarak yatar. Biraz sonra kurt gelir, budu görür ve tabi yatan tilkiyi de. Tilkiye sorar “Ne yapıyorsun dostum.” Tilki cevap verir “Hiç, yatıyorum.” “Burada bir but var.” “Evet var.” “Neden yemedin.” Tilki sakince cevap verir; “BU GÜN ORUCUM.” Kurt kendinden emin; “Ben yiyeyim o zaman” Tilki “Buyur afiyet olsun” der. Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt; “LAN ŞEREFSİZ HANİ ORUÇTUN.”

Tilki pişkin pişkin; “BIRAZ ÖNCE TOP PATLADI DUYMADIN MI.?”


Yüzümüz hep gülsün, gönlümüz kutlu, yarınlarımız umutlu, bayramımız şeker tadında olsun. Selam ve muhabbetlerimle; 



Okunma Sayısı: 360
Eklenme Tarihi: 28.05.2019 16:58:05
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!