3G Gar, Gış, Gıyamet

3G - Gar, Gış, Gıyamet

Erzurum’luya sormuşlar 3G nedir diye o da “Gar, Gış, Gıyamet” cevabını vermiş güzel şivesi ile. Yine “Dadaş, küresel ısınma konusunda ne düşünüyorsun” dediklerinde biraz düşünerek “Valla sobanın üstüne yoh” demiş. Doğalgaz ve elektrik faturalarını görünce Dadaşa hak vermemek mümkün mü? İnsanlarımızın çoğu için kış maalesef 3G demek. Ama işin bir de bereket yönü var elbet. Kayseri’miz de “Kar yılı, var yılı” derler, suyu, tarımı, ekini ve bereketi kastederek. Erciyes kış sporları ve turizm merkezinin gelişmesi ile son zamanlarda üretilen, belki de gelecek yıllarda Atasözü diye anılacak “Erciyesin karı, Kayseri’nin kârı” diye de bir laf var. 

Yanılmıyorsam 31.12.2016 idi, İstanbul’da görevdeydim. Malum yılbaşı tatil, hemen Kayseri’ye gideyim dedim. Ucuz olsun diye uçak biletimi bir ay önceden almıştım. Maşallah o gün öncesinde yine geçtiğimiz günlerde olduğu gibi İstanbul’a kaldıramayacağı kadar rahmet yağmış, zaman zaman da yağış devam ediyordu. Yollar sıkıntılı ama hiç değilse taksiler çalışıyordu.  Uçuş saatim 15.00 idi, hava durumunu da dikkate alarak ve geç kalmayayım ne olur olmaz diye elimde tekerlekli valizim ile öğleye doğru yola çıktmıştım. Normal şartlarda evimiz ile Atatürk Havaalanı arası en fazla yarım saat sürer idi.  Nadir geçen taksilerden birine el attım. Taksici gönülsüz bir şekilde aldı beni. Bir saate yakın bir süre de ulaştık havaalanına. Uçağının kalkmasına yaklaşık iki saat vardı, dedim ya geç kalmayayım diye erken gelmiştim. Hava açıktı, yağışta kesilmişti. Biniş kapısının oraya gidip beklemeye başladım. Uyarı levhasın da önce herşey normal idi. Sonra 15 dk gecikme yazdı, daha sonra yarım saat derken bu durum sürekli tekrar etti. Saat 23 olmuş ben hala geç kalmayayım diye öğle vakti iki saat önceden geldiğim uçağa binememiştim. Neyse saat 00.30’da uçak kalkacak diye bizi uçağa aldılar, yolcular da benim gibi gerginleşmişti. Uçakta yerimizi almış uyarıları dinliyorduk. Bir yolcu ile görevliler arasında laf dalaşı oldu, uçağa güvenlik görevlileri çağrıldı bu arkadaşı indirdiler. Sonra diğer yolcularda rahatsızlık bildirince kaptan pilot bu şartlarda uçuşu yapamam diyerek uçuşu iptal ediyorum anonsu yaptı. Uçağın yanına gelen otobüsler ile bizi tekrar terminale aldılar ve yeniden beklemeye başladık. Bu arada yeni yıl girmiş ve sabah da olmuştu. Fazla uzatmayım sabah saat 06 gibi kalktık ve ertesi gün 07.30 da Kayseri’ye geldik. Çok şükür ki geldik geçen günkü gibi uçağın içerisinde 10 saat beklemek, terminale gelememek de vardı. Bütün bu yaşadıklarım şimdi atıl hale gelen İstanbul Atatürk Havaalanında yaşanmıştı.

23-24 Ocak 2022 tarihlerinde İstanbul’da yaşanan felakette İçişleri ve Ulaştırma Bakanları yeni yapılan dünyanın en büyük havaalalarından, gururumuz Yeni İstanbul Haalanına ulaşamamışlar, imdatlarına atıl hale gelen Atatürk Havaalanı yetişmiş. İstanbul’da yaşadığım 4,5 yılda edindiğim tecrübelerden biri burasının 81 ilimizden sadece biri olmadığıdır. İstanbul sadece bir il değil her biri en az Kayseri kadar olan 39 ilçesi olan kocaman bir ülke adeta. Yaşadığım şehirlere dua ettiğim gibi İstanbul’umuza da ayrıca dua ederim. İstanbul eskiden Türkiye’nin beyni idi son yıllarda uygulanan politikalar sebebiyle kalbi de oldu. Her türlü devasa yatırım buraya yapılıyor bunun sonucunda başta Ankara olmak üzere diğer şehirler İstanbul’a taşınıyor. Bu bilinçli ve bana göre yanlış bir tercih. Allah korusun İstanbul’umuzu bekleyen büyük bir depremden bahsediliyor. Uygulanan bu yanlış tercih ve politikalar aynen devam ederse ülkemizi büyük bir riske atıyoruz demektir. 

Maalesef görüntü o ki her şey rant hesapları ile yapılıyor ve İstanbul’un ürettiği rant hiç bir şehir de yok. Yakın zamanda yaşadığımız kar afeti adeta ileri de yaşanması muhtemel bir facianın uyarıcısı gibiydi. Yaşanan öncü afette İstanbul’da merkezi, yereli top yükün idare ve idareciler karlar altında kaldı. Yerele saldırarak merkezi sorumluluk unutturulamaz. Bu şekilde bir sorumlu topu taca atamaz. Yaşananlar sebebiyle bir gözlemim maalesef merkezi yönetim ve yerel yönetim arasındaki ayrışma. Sorumluluğu hep başkası üzerine atmaya çalışan yetkililer ayrı ayrı toplanıp açıklama yapıyor. Yahu beyler İstanbul Belediyesi de Türkiye Cumhuriyetine bağlı ve başında T.C. yazıyor hatırlatmak isterim.

Ders almak, ibret almak ve buna göre politikalar takip etmek gerekir. Yüce Allah afet, felaket vermesin inşallah. Ama neden hep afet felaketler bizde olur ki? İyi olursa Ak’tan, Kötü olursa Hak’tan mı? İstanbul eşittir Türkiye, Allah İstanbul’umuzu, ülkemizi kifayetsiz, rant düşkünü tiplerden ve felaketlerden korusun. Baba hesabımıza (Rumi Takvim) göre 13 Şubat 2022 tarihi itibariyle Zemheri ayını, sert soğukları geride bıraktık ve Gücük ayına girdik. İnşallah ülkemize ve insanlarımıza baharla birlikte esenlik gelsin. Bir ironi ile yazımı tamamlayayım, “İmamın oğlu sen İstanbulu ne ara bu hale getirdin yahu!”



Okunma Sayısı: 359
Eklenme Tarihi: 1.03.2022 12:41:51
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!