24 Nisan Ermeni Soykırım Günü Mü?

24 Nisan Ermeni Soykırım Günü Mü?

 Bu satırları 24 Nisan Cumartesi günü kaleme alıyorum, yazımızı yazdığımız sıra hala SOYKIRIM denilmemişti ama eli kulağında idi. Bu tarihi ve soykırım yalanını her yıl basın yayın organları bilinçaltımıza işlerler. Katiyen “O” kelimeyi demezler ama demeden de dedirtirler. Her 24 Nisan geldiğinde tartışma konusu olur acaba bu sene Amerika’nın Başkanı yayınlayacağı üzüntü bildirisinde soykırım diyecek mi, demeyecek mi diye. Soykırım demez ama aynı anlama gelecek “Büyük Felaket” karşılığı bir kelime söyler bizimkilerin yüreğine su serpilir, acaib sevindirik olurlar, başkan o kelimeyi kullanmadı diye.

Nedir 24 Nisan, ne olmuş bu tarihte? Vikipedi, özgür ansiklopedi platformunda bu madde başlığında şöyle deniliyor. “Ermeni aydınların sürgünü veya diğer adıyla Kızıl Pazar, Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı içerisinde iken başkent İstanbul'daki Ermeni toplumunun önde gelen insanları tutuklandı ve tehcir edildi. Tutuklular, 24 Nisan 1915 tarihinde Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın emriyle Ankara yakınlarındaki iki merkeze taşındı. 27 Mayıs 1915 tarihinde Tehcir Kanunu'nun kabulü ile birlikte daha sonra sürdürülen bu aydınların çoğu öldürüldü. 24 Nisan, Ermeni tehcirinin başlangıç günü olarak kabul edilmekte, Ermenistan'da ve Ermeni toplulukları tarafından "Ermeni Soykırımını Anma Günü" olarak anılmaktadır.”

 Yahu insanda biraz vicdan olmalı. Bir devlet düşünün kendi vatandaşları olan Ermeni’lerin bir kısmı İngilizin, Fransızın, Rusun propaganda ve desteği ile Hınçak, Taşnak gibi terör örgütleri kurmuşlar. Senin cephede savaş verdiğin düşmanlarınla işbirliği yaparak özellikle cephe gerisinde masum insanlarını katlediyor. Sende  cephe gerisini emniyet altına almak için bu topluluğu yine kendi sınırların içerisinde bir yerden başka bir yere, savaşın olmadığı güney vilayetlerine özellikle de Şam, Beyrut gibi vilayetlerine mecburen taşıyorsun. O zamanın zor şartlarında bunu en iyi şekilde yapmaya gayret ediyorsun. Bir çok cephede savaş veren ve ihanete uğrayan bir devlet yapıyor bunu, yapmak zorunda kalıyor. 

Konu Ermeniler ve de Türk düşmanlığı olunca sesler hep gür çıkıyor. Oysa Balkanlar da, Kırım da, Kafkaslar da, Arabistan Çöllerinde ve diğer vatan parçalarımızda yaşanan ihanetler, saldırılar sonucunda olan sürgünler ve kaçkınlar ile en çok insanını kaybeden bir millet var onu kimse anmaz, Türk Milleti o tabi ki. Tarih şahit ki hep bizi vuranlar bizden hesap soruyorlar, sorsunlar kardeşim, sen çiğ yemedin ki karnın ağrısın. Ne yapacaksan yap kardeşim, başımda her yıl kılıç gibi sallama diyen bir yetkili yok maalesef. Hep savunmadayız, sürekli gardımızı almakla meşgulüz. Bu sene Amerikan Başkanı Cumhurbaşkanımızı önceden aramış ve soykırımı bu sefer tanıyacağım haberiniz olsun demiş, basına düşen haberlerden bu şekilde anladım.

Ve ilerleyen saatlerde açıklama geldi. ABD Başkanı Joe BİDEN bu sefer bayağı ileri gitmiş. Efendi soykırım kelimesi ile birlikte İstanbul’umuz için Konstantinopolis de demiş. Bizansın soyu kurudu, inşallah sizin gibi Bizans aşıklarının da soyu kurur. Asırlık kuyruk acıları depreşmiş anlaşılan. Aslında efendinin Osman diyeceği ağzının yuvarlaklığından, Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belliydi ama yine de ümit dünyası işte. Bizim Kayseri yöresinde onun gibiler için "BOKLU DA CAMURLUYA GÜLÜYOR" derler, aynen öyle. Hiç önemli değil kendilerine ve suçlarına ortak arıyorlar sanki. Bana ders vermeye kalkanlar daha dün IRAK’ta 1,5 milyon insanı öldürdüklerini, IRAK nüfusunun yarısının ülkesini terk etmesine sebep olduklarını unutmamışlardır her halde. Türk Milleti bunların katliamlarına asla ortak olmaz,  olamaz. Şahsen üzüldüğüm nokta saldırgan Ermeni güruhu için sahte dostluk ve barış adına devlet olarak yaptığımız onca fedakarlık, şehit diplomatlarımızın kanları pahasına verdikleri mücadeleleri, kurşun geçirmez camlar arkasından seyredilen, Azerbaycan Bayrağı suç deli olarak görülen milli maçlar hep boşa gitti.

Belki bazıları ne alaka diyebilir ama ben bu vesile ile Ergenekon suçlusu ilan edilen merhum Rauf DENKTAŞ'ı, “Yes be annem” çığlıklarını, 1571 de Kıbrıs Adasını fetheden ve “Siz İnebahtı da donanmamızı imha etmekle bizim sakalımızı traş ettiniz, biz sizin elinizden Kıbrıs’ı alarak kolunuzu kestik.” diyen Kıbrıs fatihi Gedik Ahmet Paşa’yı, yakın zamanda kardeş Azerbaycan’ın Türkiye’mizin desteği ile azatlığına kavuşturduğu KARABAĞ’ın destanını hatırladım. Olsun ne gam birileri SOYKIRIM demiş, sen Türklüğünü unutsan da onlar unutmuyor kardeşim. Atalarımız boşuna dememiş “Su uyur düşman uyumaz”, “İt ürür kervan yürür” diye. Hiç tasalanma Büyük Türk Milletinin evladı “KURT'U ULU'MAYAN MEMLEKETİ ÇAKALLAR BASAR.”mış. Sen haykırmaya, uyumaya devam et, Hak da Allah(C.C.) Türk Milleti ile beraberdir. (Bu konuya devam edeceğim inşallah)



Okunma Sayısı: 96
Eklenme Tarihi: 26.04.2021 09:54:50
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.!